Ne Dediler – Çetin Akdeniz

 

Sevgili Hasret Gültekin ile yanılmıyorsam 1985 yılı gibi tanışmıştım..Bir arkadaş vasıtası ile bizim atolyemiz olan Akdeniz Saz Ev’ine gelmişti..Babam daha önce dinlemiş ve bana: “ Oğlum bu çocuğun çok değişik bir bağlama çalma tekniği var “demişti. Merak etmiştim gerçektende. Akabinde ilk kez bir araya geldiğimizde kendisinden Deli Derviş isimli eseri çalmasını istemiştim. Çünkü biz bu eseri konservatuarda geçmiştik. Fakat Hasret çok daha değişik bir şekilde çalıyordu. Az tezene kullanıyor,çekmelerle ve vurmalarla baglamadan alışık olmadığımız tınılar çıkarıyordu.Bağlamayı akortladım ve beraber çalmaya başladık..Ben konservatuardaki Deli Derviş’in yanı sıra bu eseri hemen Hasret’tende geçiverdim orada. Hatta bana daha değişik eserlerde çaldı. Ne çalsa ben hemen “böylemi” diye karşılık variyordum. Oda bana : “arkadaş ne çalsam sende hemen kapıyorsun” diye espriyle karşılık vermişti. O dönemler bende bağlamada teknik anlamda çalınması çok zor figürler üzerinde çalışıyordum. Pancar Pezik – Ezgi Akşamı – Kan Çiçekleri vs. gibi eserler bu çalışmalarımdan sonra ortaya çıkmıştı. Hasret, bu anlamda benden bu tür çalışmalar konusunda yardım istedi. Bu teknikte tezene çok fazla kullanılıyor çünkü. Hasret, bu anlamda çok çabuk ilerletti kendini. Hatta onun yaptığı “: “arkadaş ne çalsam sende hemen kapıyorsun” “ esprisini bu kez ben ona yaptım . Daha sonra hasret çok doğru bir iş yaptı. Yurt dışına gidip Talip Özkan’dan dersler aldı. Talip Özkan ,bir dönem özellikle zeybekler konusunda benimde çok faydalandığım bir hocaydı.. Oda, kendine has bir çalış tekniğine sahipti. Benim parmaklarımın hızlılığı onun çok hoşuna gidiyordu. Ne zaman bir araya gelsek :” Çetin kardeşim ne olur bana parmak egzersizi göster” derdi. Bu sayede oda parmaklarını hızlandırıyordu. Kısacası rahmetli Hasret kardeşimle çok keyifli muhabbetlerimiz olmuştu. Birlikte albümlerde de çaldık.. Fakat o kadar eski ki şu an bir çoğunu hatırlamıyorum. Hasret kardeşim Almanya’ya yerleşti. Yeter Gültekin ile hayatını birleştirdi. O, Almanya’da, ben Türkiye’de olunca da pek görüşemez olmuştuk artık. Nurlar içinde yatsın. Eger yaşasaydı çok önemli işler yapacaktı. Belkide birlikte çok şeyler yapacaktık. Toprağı bol olsun Hasret kardeşimin.”

Çetin Akdeniz'in Hasret Gültekin ile ilgili görüşleri
Çetin Akdeniz’in Hasret Gültekin ile ilgili görüşleri

Ne Dediler – Erkan Çanakçı

 

 

Hasretle yaşamak…. Hasret Gültekin ismini Sivas Katliamından sonra duydum. Hem uzak hem yakınmış meğer Hasret… çünkü Almanya da ki akrabalarımdan “çok iyi bir bağlamacı var. Hem de çok iyi” dediklerinde Hasret Gültekin’den bahsettiklerinden bi haberdim. Meğerse Almanyada ki amcalarım Hasret’in Babası Süleyman amca ile tanışıyorlarmış ve dostlarmış…bunu rahmetli Süleyman amcadan duyduğumda bahsettikleri bağlama ustasının Hasret Gültekin olmasına inanamamıştım şaka gelmişti bana… Amcamın oğulları Hasret Gültekin’i yakından takip ediyorlardı. Onun gibi yüce bir değerin, aramızdan yobazlar tarafından katledilerek alınması…. Söz bitiyor burada…. Hasret’e olan ilgim 1993 yılı ile iyice arttı. Tokat Turhal’da 23 Nisan 1993 günü Turhal Pir Sultan Abdal derneği açılmıştı. Derneğe sürekli gidiyordum. Yeni bilgiler öğrenmek, yeni insanlar tanımak, kültürümüzü öğrenmek için. Temmuz ayı yaklaşırken dernekte de yoğun bir çalışma vardı. Sivas’a ve Banaz’a gidilecekti. Aslında tedirginlikte vardı… ve olanlar oldu… Pir Sultan Abdal dergisinin Haziran ve Temmuz 1993 dergileri hala durur bende. Bakamıyorum bile.. hele Hasret’e…. İşte böyle başladı onu aramak, Hasret’i aramak… Abimle sürekli başka hangi albümleri var ? Yazıları var mı? Nasıl bulabiliriz? … ne yazık ki çok kaynak yoktu. O dönemlerde Türkiye de internette olmadığı için şimdiki gibi bilgilere ulaşmak kolay değildi. Bilgiler o zamanlarda çok değerliydi ulaşımı zordu çünkü.. şimdi ise internetle her şeye ulaşabiliyoruz. Ulaşım kolay olduğu için bilginin değeri de azaldı ne yazık ki… Bulabildiğimiz kaynaklar aracılığı ile Hasret’i defalarca dinliyorduk ama yeterli gelmiyordu. Sanki bir yerlere saklanmış kayıtları vardı. 1999 yılında rahmetli Kıvırcık Ali Turhal’a gelmişti. Akrabalarının yanına ziyarete geldiğinde abimle ona Hasret ile ilgili sorular sormuştuk. Hasret’i öyle bir anlattı ki bize rahmetli Ali abi gözlerimiz dolmuştu.. ve ayrıca gereken değerin verilmediğinden de bahsetmişti… Ne kadar önemli bir yere değinmiş rahmetli Ali abi.. Nur içinde yat… Hasret’e gereken değerin verilmemesi gibi onunla aynı dönemde şelpeye başladık gibi sözler söyleyenler mi dersiniz, kendini onunla kıyaslayan üstün gören mi dersiniz… Talihsiz cümleler bunlar ne yazık ki…ne derse desinler, bizim istediğimiz Hasret’i tanımak ve onu tanıtmaktı… Cümlelerimin uzadığını biliyorum ama gerçekten Hasret Gültekin yaşatılmalı, anlatılmalı ve örnek alınmalı… çok dolu, araştırmacı, bağlamasından bahsetmeyeceğim bile… Benim için Everest dağından bile yüksek bir dağda olan biriydi. Umarım her bağlama çalan arkadaşımız Hasret’i bilir ,onu iyi anlar ve tanıtılması için gereken değeri gösterir…

Ne Dediler Erkan Çanakçı