Etiket arşivi: Dediler

Ne Dediler – Urum Ulaş Özdemir

“Hasret’le Hasbıhâl

Hasret Gültekin’i, lise dönemimde gece gündüz piyasaya çıkan kasetleri toplayıp Express dergisine müzik yazıları yazmaya başladığım yıllarda keşfetmiştim. O zamanlar, bir yandan kendi yörem Maraş’ta amatörce derlemeler yapıyor, diğer yandan Alevi müziğine dair geleneksel icraları öğrenmeye çalışıyordum. Tam bu sırada, yöremizde ruzba adıyla anılan iki telli curayı dedelerin icralarından anlamaya çalışırken, Hasret ilk solo albümünde yer alan ”Karasaban” adlı eserinin sonunda ruzba sesine rastlamak benim için büyük bir sürprizdi. O dönemde Hasret’i dinledikçe, araştırdıkça ve tanıdıkça, müziğe dair benzer dertleri onun da genç yaşta edindiğini düşünmüş, onu hiçbir zaman tanımasam da, derdime ortak, hep bir haldaş olarak görmüştüm.
1993 yılında, Maraş’ta bir lokalde açık televizyonda Madımak katliamını duyduğumda, hayatımda hiçbir zaman unutmayacağım bir acı ve öfke içimde birikti. O lokalin tuvaletine girip uzun bir süre ağladığımı hâlâ hatırlıyorum. Hasret’in adını televizyonda duyduğumda hissettiğim duyguyu açıklamak mümkün değil. Onca kayıtlarını dinleyip, yüzyüze tanışmasam da dostluğunu hep yanımda hissettiğim genç ustayı, vahşi bir katliamda kaybetmek, bu dünyanın adaletine denebilecek tüm kötü sözleri hakediyordu. Bu katliamda sadece Hasret’i değil, yukarıda bahsettiğim ruzbanın bir başka ustası Nesimi Çimen ve diğer canları da yitirirken, kültürel mirasımıza vahşice saldıran bu zihniyete karşı bir ömür savaşmamız gerekeceğini acıyla öğrenmiştim.
Yıllar içinde gelişen ve sağlamlaşan Hasret sevgisi, birçok dostu tanımama vesile oldu. Bunlardan en önemlisi, aynı yöreden geldiğimizi tanıştıktan yıllar sonra öğrendiğim Mustafa Kılçık yoldaşım oldu. Sivas olayları yaşandıktan birkaç yıl sonra İstanbul’da tanıştığımızda ikimizi birbirimize çeken tek şey, Hasret’ten öğrendiğimiz bağlama tavrını sürdürmeye yönelik ilgimizdi. Daha sonra Abuzer Karakoç başta olmak üzere Hasret’in eşlik ettiği sayısız albümü konuşmuştuk. O tanışma, sürekli çantamda taşıdığım ‘’Alvar Deyişleri’’ albümünü Mustafa’ya hediye etmemle pekişti. Hasret sevgisiyle başlayan ilişkimiz bugünlere kadar sapasağlam geldi.
Hasret’e dair yazılacak o kadar çok söz var ki, bunları anlatmaya sayfalar ve zaman yetmez. Diğer yandan bunları yazmaktan çok o duyguyu çalmaya çalışmak belki de daha derin yaralar açıyor, ama Hasret’in bize bıraktığı ses evrenini ölümsüz kılmaya da vesile oluyor. Eğer Hasret yaşasaydı ve bugünleri birlikte görseydik, o yazılamayacak kadar çok sözü kendisiyle hep konuşurduk, çalardık diye düşünmüşümdür. Elbette herkesin kendine has bir Hasret hissiyatı, anlatısı vardır; benimkisi onunla hasbıhâl eden türden bir ilişki. Ne yaşam, ne de ölüm onu bitirmiyor.”

* Ulaş Özdemir *

Urum Ulaş Özdedir Hasret Gültekin

Ne Dediler – Cem Çelebi

Çok değerli büyük üstad Hasret Gültekin’i anlatmak türkülere,mızraplara sığmayan yüreği kelamla anlatmak bize düşmez mutlak. Onu dinlemek anlamak bilmek en doğrusu… Ben de sadece naçizane duygularımı paylaşmak istedim bizim uygarlık taşlarımızdan çok önemli Hasret Gültekin’le ilgili… Hasret Gültekin üstadı hazindir ki Sivas katliamından sonra İlk ‘Rüzgarın Kanatlarında’ albümünü edinerek tanıdım sonra da bütün çalışmalarını sanki bağrımıza saplanmış paslı hançerli dinledim… Her defasında da hüzüne boğularak, böyle bir sonu algılayamayarak dinlerim… İnsanlık tarihini iyi bilirim ama böyle bir yüzyılda barbarlarla bir arada yaşamak inanılmaz bir şey…Hep insanlığı kucaklayan üreten, yaşama, cana can katanlar, iyiler cezasız kalmamış, fakat hep ölümsüz de onlar olmuş… Şüphesiz İnsanlığa, barışa, türkülere saza söze her daim hasret olmuş Hasret’imiz de ölümsüzleşmiş sonsuza dek, biyolojik olarak hem de çocuk yaşta katledilse bile, ne kadar büyümüş kocaman adam olmuş küçücük yaşta…. Benim çocukluğum müzik kültürü da bu geleneği takip eden birçok arkadaş gibi belli başlı önemli üstadların albümlerini dinleyerek taklit ederek başladı ve belli bir olgunluğa erişinceye dek devam etti… Bu süreç zarfında çalıp söyleyen önemli üstadların tarzını tavrını iyi biliriz anlarız… Fakat bu ustalığı, Ozanlık Geleneğini ve bu kapsamın ruhunu, üretkenliğini hayret edilecek kadar küçük yaşta kavramış, yakalamış Hasret’imiz… Eşinden, akrabalarından dinlediğimiz biçimiyle daha 8’li 10’lu yaşlarda manalı besteler yapan, yine 14-15 yaşlarında şelpe tekniğinde olmazsa olmaz figürler tavırlar geliştiren batı ve doğu müziğini ustalıklı olarak bağlamada buluşturabilecek kadar yetenekli ve birikimli, küçücük yaşlarda birçok konuda bence öncü bir sanatçı…. Tabi ki biz biliyoruz ki onun asıl yapmak istedikleri geride kaldı, bugün yaşasaydı inanılmaz bir sanat adamı, çok farklı işler çalışmalar yapacağı kesindi… Bunlara da hasret gitti… Kısacık yaşamına çok büyük işler sıkıştırmış,eserleri, çalışmaları, dünyayı, alemi kaplayan yüreğiyle unutulmaz insan Hasret Gültekin’i saygıyla anıyorum… Bizler o bayrağı en güzel biçimiyle taşımaya gayret ediyoruz ve bütün zorluklara anlayışsızlıklara ve cehalete karşı yıkılmadan bıkmadan usanmadan aydınlık, ışık, insanlık yolunda devam yürümeye koşmaya…. Hasret üstadın mekanı cennet olsun demeye gerek bile duymuyorum… Çünkü o hep en yüce yerde… Hakikat makamından çaldı söyledi hep, o makamdan yazdı, oradan yürüdü…Yaktılar kıydılar ne oldu, o makamda sonsuza dek yaşıyor, yaşayacak… Aşk İle…..

Sevgi ve Saygılarımla…

* Cem ÇELEBİ *
Ne Dediler - Cem Çelebi

Ne Dediler – Fevzi Kurtuluş

Hasret Gültekin, sadece ülkemizin değil tüm dünyanın bir kaybıdır. Benim, Sivas katliamından sonra onun şahsında tüm Sivas şehitleri için ürettiğim “Hasret” adlı eserimin bir dörtlüğünde şöyle bir ifade kullanmıştım; “Ufak tefek yapındaki koca yüreğine, Sığdırmıştın dünyanın tüm halklarını”… Hasret Gültekin bağlama çalan ve türküler söyleyen bir ozandı ancak gerçekten ürettiği eserlerle ve her bölgeden yorumladığı o eşsiz türkülerle yüreğine tüm dünyayı, daha doğrusu ezilen dünyayı,mazlumlar dünyasını sığdırmış bir arkadaşımdı. Birçok değişik platformda birlikte olma şansım oldu kendisiyle ve gerçekten yaşama sıkı sıkıya bağlı, etrafına umut dağıtan, espirileri ve taklit yeteneği ile o an yanında bulunanları kahkahalara boğan bir yapıya sahipti Ama en önemlisi ve bugünün aydın ve sanatçılarına örnek olması gereken tavrı,onun partili bir sanatçı olmasıydı,yani örgütlülüğü bilince çıkaran tavrıydı.Ne diyeyim ki başka..Onu kelimelerle anlatmak imkansız bence, onunla kısa sürede olsa bir zaman geçirmek gere onu tam anlamıyla anlatabilmek için.Bu yüzden, onu salt ideolojik yapısıyla yada sanatıyla tanıyanlar, Hasret Gültekin’i kesinlikle tam anlamıyla tanımıyor demektir…Sonuç olarak başta da belirttiğim gibi sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın birkaybıdır O. Bu vesile ile onu ve tüm Sivas şehitlerini bir kez daha saygıyla anıyor, onların onurla, gururla taşıdığı, bilimin, aydınlığın, eşitliğin,özgürlüğün, yani devrimin meşalesini zafere dek taşıyacağımızın sözünü veriyoruz.
* Fevzi Kurtuluş *

Ne Dediler - Fevzi Kurtuluş

Ne Dediler – Çetin Akdeniz

 

Sevgili Hasret Gültekin ile yanılmıyorsam 1985 yılı gibi tanışmıştım..Bir arkadaş vasıtası ile bizim atolyemiz olan Akdeniz Saz Ev’ine gelmişti..Babam daha önce dinlemiş ve bana: “ Oğlum bu çocuğun çok değişik bir bağlama çalma tekniği var “demişti. Merak etmiştim gerçektende. Akabinde ilk kez bir araya geldiğimizde kendisinden Deli Derviş isimli eseri çalmasını istemiştim. Çünkü biz bu eseri konservatuarda geçmiştik. Fakat Hasret çok daha değişik bir şekilde çalıyordu. Az tezene kullanıyor,çekmelerle ve vurmalarla baglamadan alışık olmadığımız tınılar çıkarıyordu.Bağlamayı akortladım ve beraber çalmaya başladık..Ben konservatuardaki Deli Derviş’in yanı sıra bu eseri hemen Hasret’tende geçiverdim orada. Hatta bana daha değişik eserlerde çaldı. Ne çalsa ben hemen “böylemi” diye karşılık variyordum. Oda bana : “arkadaş ne çalsam sende hemen kapıyorsun” diye espriyle karşılık vermişti. O dönemler bende bağlamada teknik anlamda çalınması çok zor figürler üzerinde çalışıyordum. Pancar Pezik – Ezgi Akşamı – Kan Çiçekleri vs. gibi eserler bu çalışmalarımdan sonra ortaya çıkmıştı. Hasret, bu anlamda benden bu tür çalışmalar konusunda yardım istedi. Bu teknikte tezene çok fazla kullanılıyor çünkü. Hasret, bu anlamda çok çabuk ilerletti kendini. Hatta onun yaptığı “: “arkadaş ne çalsam sende hemen kapıyorsun” “ esprisini bu kez ben ona yaptım . Daha sonra hasret çok doğru bir iş yaptı. Yurt dışına gidip Talip Özkan’dan dersler aldı. Talip Özkan ,bir dönem özellikle zeybekler konusunda benimde çok faydalandığım bir hocaydı.. Oda, kendine has bir çalış tekniğine sahipti. Benim parmaklarımın hızlılığı onun çok hoşuna gidiyordu. Ne zaman bir araya gelsek :” Çetin kardeşim ne olur bana parmak egzersizi göster” derdi. Bu sayede oda parmaklarını hızlandırıyordu. Kısacası rahmetli Hasret kardeşimle çok keyifli muhabbetlerimiz olmuştu. Birlikte albümlerde de çaldık.. Fakat o kadar eski ki şu an bir çoğunu hatırlamıyorum. Hasret kardeşim Almanya’ya yerleşti. Yeter Gültekin ile hayatını birleştirdi. O, Almanya’da, ben Türkiye’de olunca da pek görüşemez olmuştuk artık. Nurlar içinde yatsın. Eger yaşasaydı çok önemli işler yapacaktı. Belkide birlikte çok şeyler yapacaktık. Toprağı bol olsun Hasret kardeşimin.”

Çetin Akdeniz'in Hasret Gültekin ile ilgili görüşleri
Çetin Akdeniz’in Hasret Gültekin ile ilgili görüşleri