Hasret Gültekin & Baki Pınar stüdyo çekimleri

( Bu kaydı bize ulaştıran Baki Pınar’a teşekkürü bir borç biliriz )

Baki Pınar’la yapılan röportajımız :

– Hasret Gültekin ile ilk olarak ne zaman ve hangi vesile ile tanıştınız?

Rahmetli babamın İnancımızı ve kültürümüzü bu günlere getiren Aşık ve Ozan’lara özel bir sevgisi vardı. Bu nedenden dolayı evimize bir çok sanatçı gelirdi. Çocukken dinlediğim Hakk aşıklardan çok etkilenirdim. Özellikle Hakk aşığı dememde ki neden ‘’yalandan riyadan ve haksızlıktan’’ beri olduklarını ve olması gerektiğini yine babamdan öğrenirdim. Çocukken de babamla konserlere çok giderdik…
Yine bir konsere gitmiştik… ( tam hatırlamıyorum 1992 nin sonu olacaktı ) Hasret ve diğer sanatçıların verdiği bir konserdi.
Her zaman ki gibi babam sanatçıların bulunduğu mekana (kulise) gitmiş. Hasret ve eşi Yeter Hanım ayağa kalkarak babamı çok sıcak karşıladılar. Babam sevdiklerinin elini tek el değil iki eliyle tutardı ( bu onun özel halleri idi) Kulise girmiştik, Hasret babama ilgi gösteriyordu ama babam masada oturan ve kağıt oynayanlara ( önemli sanatçılar) bir baktı, bir kaç saniye sonra babam; onlara ithafen; ‘’ ya siz ne biçim sanatçılarsınız, Sizin için geldik içeri girdik, selam verenlere içeri girenlere siz nasıl davranıyorsunuz? birde halk sanatçılar olacaksınız, yaşlıya hürmet edin bari’’… diye fırçalamıştı bu iki ‘’sanatçıyı’’ . Hasret bu kağıt oynayan sanatçıların bu hallerine çok bozulmuştu ve babama ‘’buyrun, size birşeyler ikram edeyim’’ demişti. Babamda Hasret’e sarıldı öptü.Odadan çıkmıştık…
Hasret’in yönetiminde bir kaset çalışmaya karar vermeden İpek Abla’yla ( İpek Bayrak ) bu durumu konuşmuştuk. İpek Abla Hasret yardımcı olur diye Hasret’i önerdi bize ( bana ve Süleyman Düzgün’e) Hasret’le bizi tanıştıran İpek Bayrak oldu ve detayları görüşmek için Köln’de evine misafir olmuştuk. Gerek Hasret ve eşi Yeter Hanım oldukça sıcak, misafirperver davranmışlardı bizlere.
Hasret evinde bize, Hollanda’da ki konserini anlatmıştı… Hasret; ‘’ hiç unutmam, bir Babacan amca kulise girdi ve bizim ‘’sanatçılar’’ fark ettikleri halde sıcak davranmadılar… ona rahatsız olmuştum’’… diye Hollanda konserini anlatıyordu. Hasret anlatırken, ben gülerek ‘’O babam’’ dedim ( benim kulise gelmemi unutmuş doğal olarak ) çok sevinmişti… ‘’Öyle bir Babacan biri ki, elimi iki eliyle tutuyor ve bırakmamıştı’’… dedi Hasret. Sonra ki zaman da telefon görüşmemizde babamla konuşurdu kısa da olsa…

– Yüreğimizdeki Tutku adlı albümün başlangıç hikayesi nedir?

Herşeyden önce, kişi yüreğinde hiç bir şey hissetmez ise, o yürekten halk bilimi adına hiç bir şey hasıl olmaz. Yüreğimizde inançlarımıza ve aşklarımıza dair bir tutku olmadan, ne Hakk inancı anlatılabilir, ne de ulvi aşklar anlatılabilir. Bu nedenle ‘’Yüreğimizdeki Tutku’’ adını verdik albüm çalışmamıza.

– Albüm çalışmaları ne kadar sürdü ve sizin için en özel olan hatıra neydi o günlere ilişkin?

Albüm çalışmaları 3 hafta sürdü. Dolu dolu geçen ve bazen öğlen başlayıpta ertesi gün sabah 6 lara kadar çalışmamız devam ediyordu. Kayıt sırasında çok ciddi çalışırdı Hasret ama, diğer zamanlarda çok şakalar yapardık. Özellikle sanatçılarla olan konserlerini, anılarını anlatmada ki alçak gönüllülüğü bizi çok etkiliyordu. Bazı ‘’sanatçıların’’ acımasızlığını anlatırken derin derin düşünmesine şahit oluyordum. Şunu söylemeliyim ki bazı sanatçıların riyakarlıklarını ve acımasız olduklarını Hasret anılarını anlatırken fark ediyordum… Aslında stüdyo çalışmasından öte, hayatın acı ama gerçek olan diğer yönlerini de öğreniyordum.

– Albüm çalışmaları süresince size kimler eşlik etti?

Yönetmenliğini Hasret üstlendi, ayrıca bağlamalar şelpe ve bazen de alt yapı ve ton maisterliğini de Hasret yapıyordu. Genel Alt yapı ve tonmaister Hasan Bitmez. Klavye Sinan Çelik, Mey Zurna Deniz Selman. Bazı sanatçılar da ara ara gelip muhabbet ediyorduk.

– İlk kez bu albüm çalışmaları esnasında yapıldı yada icra edildiği” şeklinde düşündüğünüz bir durum oldu mu?

Zamanımız en fazla 1 ay olduğu için, gerektiği durumlarda alt yapıyı ve ton maisterliği Hasret kendisi yapıyordu. Diğer çalışmalardan fazla, bizim bu albüm için çok enerji sarf ettiğini ve çokça uykusuz geçirdiğini biliyorum.

– Bu süreçte Hasret ile ilgili olarak sizi en çok etkileyen ne oldu?

Günümüzde Türkiye’de Şelpe deyince akla Hasret Gültekin gelmeli. Bunu ısrarla ve üstüne basa basa söylüyorum ki, Hasret olmasaydı Şelpe tekniğiyle ünlenenlerin adı bile anılmazdı.
Hasret Şelpeyi otantik ve doğal olan bir teknikle icra ediyordu. O dönemde ki şelpe çalışmamızla, bugün ki şelpe çalışmaları birbirinden bir hayli uzak, tam bir şov amaçlı icra ediliyor ne yazık ki. Herşey bir yana, Hasret’in doğal ve alçak gönüllülüğü çalışmalarına yansıyordu.
Hasret edebiyat hamuruyla yoğrulmuş tam bir halk Ozanı idi. Örneğin ‘’Keşanlı Ali Destanı’’ adlı tiyatro da rol aldığını ve Cem Karaca’ya olan hayranlığını da pek bilen pek yoktur. Kısacası Hasret Gültekin sanatını icra ederken dar değil, sanatı geniş perspektiften ele alıp, süzerek özünü bozmadan pratikte sanatını ustaca icra ediyordu.

– Bugün geçmişe bakıp o günleri düşündüğünüzde artıları ve eksileri bakımından neler söylemek istersiniz?

Hasretle yan yana gelmemiz ve haftaları beraber geçirmemizin nedeni stüdyo çalışmamızdı. 1993 te ‘’kaset’’ yapıp konserlere çıkmak ve tanınmaktı gayem. Lakin o dönemde ki algılarımla, sonra ki algılarım arasında ciddi olumlu değişiklikler olmuştu. Hasret, muhabbet ve stüdyo çalışma esnasında anılarını bize anlatırken, esasında beni çok etkilemiş ve ileriye dönük doğru adımlarımı atmama yardımcı olmuştu. Hasretin olgunluğunu ve alçak gönüllüğünü diğer bazı Sanatçılarda görmek epey zordu. Diğer bazı sanatçıların kıskançlığını ve olumsuz halleri beni acayip etkiliyordu Babamın: ‘’halk ozanları yalandan, riyadan ve haksızlıktan uzak durandır’’ sözleri bana her daim ışık ve düstur olmuştu

1993 Mart İstanbul’da stüdyo çalışması aslında, benim hayatımda geleceğime dair doğru adım atma ‘’çalışması’’ olarak görüyorum. 1993 ten itibaren artık tanınma isteği bende kalmamıştı. Sadece ‘’Yüreğimdeki Tutku’yu’’ pratiğe dönüştürüp Hakk katında, Hakk’a adamak adına Cem ibadetlerinde Zakirlik hizmeti vermeye başlamıştım…