Kategori arşivi: Genel

Çeyrek Asırlık Çınar : Hasret Gültekin Belgeseli

Değerli Canlar, yıllardır Hasret’e Hasret gönüllerin beklediği Hasret’e dair Belgesel tadında ki biyografik sunum çalışmamızı sonunda tamamlayıp sizlerle paylaşıyor olmanın gururunu, mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Elimizden geldiğince bilgi kirliliğinden arınmış paylaşımlarla hazırlamaya gayret ettiğimiz bu naçizane çalışmamızı beğeneceğinizi Ümit eder iyi seyirler dileriz

Bir Türkü Söyleyin Bizlere…

 

Bir türkü söyleyin bizlere ; içinde kardeşliği,dostluğu , Hasret’i, Akarsu’yu Nesimi’si olan…
Bir kitap yazın bizlere; içinde insan aşkı olan Asım’ı , Nazım’ı ,Aysan’ı olan..
Bir semah dönün bizlere içinde Menekşe’si , Koray’ı , Asuman’ı olan..
Bir saz çalın bizlere; içinde Dertler, Hasretler , Kültürler, Diller , Mozaiklar olan..
Çalın ki bütün eller birlik İçin kalksın havaya..!!!

10375156_324239097740332_1922565544770853780_n

İyi ki doğdun Hasret’im…

 

Hasretin doğumgünü

Ne güzeldir Mayıs’ta can bulmak. Devrimle doğmak yine aynı devrimle yürümek ebediyete. Pir Sultan ruhuyla, yüreğiyle meyletmek bağlamaya. Haksızlığa karşı isyanını onunla dillendirmek. Ne onurlucadır, Madımak’tan kurtulabilmek varken kalıp saatlerce insanları kurtarmanın yolunu aramak. Işık olmak sonsuza.Türkü olmak, Devrim olmak, Hasret olmak. Ne güzeldir. Şah perdeye bastığı parmakla, ezgi olup aktığı ırmakla ve 22 yıla dünyaları sığdırmakla gönüllerimizi fetheden Çeyrek Asırlık Çınar Hasret’im İyi ki doğdun… 01.05.1971 – ∞

Yönettiği ve Katkıda Bulunduğu Albümler

Curalarında Hasret tınıları barındıran bir diğer albüm. . .

10380982_327928677371374_8779226923456684578_n

Üstadın katkıda bulunduğu bir diğer albüm…Albüme adını veren Atılmaz Sevda adlı eser birçoğumuzun yüreğinde yer etmiştir ‘Dağlar Atamadım Sevdamı’ dizesiyle. . .Bestesi Hasret Gültekin’e ait eserde Üstad kendi albümünde olduğu gibi eser sonunda Ahmed Arif’in şiirini seslendirmiştir…

Ve yine sevdam…
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…

10442494_325838230913752_2961418122051188677_n

Sevgili Hasret’i 1987 yılında tanıdım. Canan Başkaya’nın bir albümünü yönetmek üzere İstanbul’a gitmiştim. “Merhamet Kıl” adlı albümü yapacaktık. Repertuarda “güzel dost” adlı Kul Hasan’dan yazdığım bir deyiş ve Haydar Bayrak’tan aldığım “Mecnun’a Dönmüşüm” adlı uzun hava vardı. Bağlamaları çaldık, kaydı dinlerken sevgili Zafer Dalgıç’a “iki esere şelpe ile eşlik edecek birini bulsak çok güzel olurdu” dedim. O da “abi Hasret diye Sivaslı bir arkadaşımız var, harika şelpe çalıyor” dedi. Telefonla Hasret’i aradık, ertesi gün de stüdyoda kayıt için buluştuk. Karşılaştığımızda sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi birbirimize sarıldık. Önce deyişe eşlik etti. Sonra uzun havaya birlikte karşılıklı paslaşarak açış yaptık. Gerçekten iyi bir çalışma oldu. Yitirdiğimiz güne kadar her Ankara’ya geldiğinde, her karşılaştığımızda aynı sıcak duygularla kucaklaştık. Ta ki 2 Temmuz’a kadar… Böyle büyük bir yeteneği, böyle kocaman bir yüreği, böyle bir dostu yitirmek yalnız yakınları, sevenleri için değil; tüm ülkemiz, tüm THM ve sanat dünyası için çok büyük bir kayıptır. Hasret’imiz ışıklar içinde uyusun. . .

* İhsan Öztürk *

10462809_323257197838522_1938641240435443960_n

Hasret Gültekin’in yönetip bağlamalarını çaldığı albümlerin öncesinde albümlere çalma serüveninin başladığı ve albümlere yalnızca curasıyla eşlik ettiği albümlerden biri olan ‘ Mustafa Küçük-Yaralı Keklik’ albümü…
Adeta ‘Buradayım!’ diye haykıran tınılar !

Teline sağlık üstad !

10417478_321871834643725_5370023616247399096_n

Yayınlandığı dönem yasaklılar kervanından kurtulamamış bir albüm daha. . .Yönetmenliğini Hasret Gültekin’in genç yaşta üstlendiği yine birbirinden duygulu eserlerin usta eliyle icra edildiği bir çalışma.İlerleyen süreçte Hasret Gültekin’in 2.solo albümü olan ‘Gece ile Gündüz Arasında’ albümü Rahmi Saltuk’a ait Saltuk Plak bünyesinden çıkarak dinleyiciyle buluşacaktır. . .

Yöre ağzını ve otantik ezgileri en iyi icra eden ustalardan biridir ‘İhsan Güneş’…Albümlerinin çoğunda bağlamaları kendisinin çalmasının yanı sıra ; bugün bize kalan eserler de yine aynı yüreğin bize kattıklarıdır.Bu üretken usta ile Hasret Gültekin’i bir araya getiren ise NetSes firması bünyesinde hazırladıkları ‘Karayılan’ albümü olur.Hasret her albümü farklı bir matematikle çalar lakin ustaların tarzına göre çaldığı bazı albümleri birbirine yakın tınılarda icra etmiştir.İhsan Güneş’in albümünü dinlediğimizde Nurşani’nin,Abuzer Karakoç’un albümünü dinliyormuş hissine kapılmamız bundandır…

Yönetmenliğini Hasret Gültekin'nin yaptığı İhsan Güneş Karayılan Kaset kapağı
Yönetmenliğini Hasret Gültekin’nin yaptığı İhsan Güneş Karayılan Kaset kapağı

Yaptıklarınla ve bıraktıklarınla yaşamaya devam edeceksin Hasret’im !

“Yıl 1993, hayatımda asla unutamadığım özel bir tarih…

Almanya’da, Hasret’le stüdyo çalışmalarımız hakkında konuştuktan sonra İstanbul’a gitmiştik… 3 hafta zamanımız vardı. İlk günlerde, çalışmamız bitmeyecek korkusuna kapılıyordum. Çünkü stüdyoda şenlik vardı. Gelen gidenimiz çoktu ve bazen sabahlara kadar muhabbetlerimiz oluyordu. Son güne gelinmişti. Ortaya O özel anların, emeğin bileşimi çıkmıştı.. Işıklar içinde yatsın… ”

* Baki PINAR *

( Sayfamıza katkılarından dolayı Baki Pınar’a teşekkür ederiz )

Baki Pınar Kaset Albüm kapağı
Baki Pınar Kaset Albüm kapağı

10174781_290919777738931_9146975082787609202_n

Lütfü Gültekin – Aydınlıkta Uyandırın

Hasret Gültekin’in Gün Olaydı albümü çıktığı gün albümü çıkan Lütfü Gültekin’le tesadüfler bir araya getirir yollarını ve sağlam bir dostluğun da temeli atılır o gün…Akabinde Lütfü Gültekin’in müzikal hayatında belki de dönüm noktası sayabileceğimiz bugün dilden dile dolaşan eserlerinin yer aldığı bir repertuar çıkar Hasret’in karşısına ve O’na da ustalığıyla bu eserleri tele dökmek kalır ki kuşkusuz başarır yine.Derman Sendedir ilk kez bu albümle çıkar ortaya,Ey Erenler,Biz Toprağa Doymadık,Sultan Suyu(daha sonra müziği Şu Yalan Dünya isimli sözlere verilmiş bu sözlerse başka şekilde bestelenmiştir),Güzel Günler Düşler Gibi,Gel Alim Yola Gidelim,Munzur gibi birbirinden güzel daha birçok ezgi bu albümle kalır günümüze ve geleceğe…

Öte yandan bir anektod daha vardır ki o da bu albüm kapağının Hasret Gültekin’in Enstrümantel albümü ‘Sazımızın Dili’ kapağında da kullanılmasıdır.

1604907_255442454619997_674390885_n

Gani Nar – Yaşam

Hasret Gültekin Gani Nar - Yaşam albüm kapağı
Hasret Gültekin Gani Nar – Yaşam albüm kapağı

İhsan Güneş – Karayılan

İhsan Güneş - Karayılan' albümü
İhsan Güneş – Karayılan’ albümü

Derya Çakır – Dost Dost

Hasret Gültekin’in ; kendisine manevi katkıları büyük bağlama üstadı Mustafa Karaçeper’in vesilesiyle Mustafa Karaçeper’le birlikte genç yaşında yönetmen koltuğuna oturduğu ilk albümlerden biri.19 Eserden oluşan albümün sazlarını çalmasının yanı sıra ‘Dost Dost’ isimli ezgiyle ilk kez bir albümde solo vokallik de yapmıştır.

1531664_252463354917907_1390845142_n

Emekçi – Güle Barut Serdin mi 

Hasret Gültekin’in yönetmenliğini üstlendiği ve sazlarını çaldığı albümlerden biri olan ‘Emekçi – Güle Barut Serdin mi ‘ Albümü.

1503812_242909955873247_538392128_n

Nevroz

‘Kürt dili Türkiye’de serbest değilken heralde müziği de yasak değildir diye düşünerek bir Kürt Halk Ezgileri kaseti hazırlamıştım.Tabi bu Kürt Halk Ezgileri ismi altında da denetim kurumlarıyla barışamadık.Newroz taktık bu çalışmanın adını.Bu sefer ‘w’ harfi başımıza bela oldu Türk alfabesinde olmadığı için. ‘ Hasret Gültekin

Kürt dilinin hatta Kürt kelimesinin dahi yasak olduğu bir dönemi bir başka resim bu kadar az ve öz anlatamazdı heralde…

960118_244953049002271_494752095_n

Hasret Gültekin Newroz albüm kapağı
Hasret Gültekin Newroz albüm kapağı

Abuzer Karakoç – Alvar Deyişleri

Ekolleşmiş bir başyapıt.Tınıların sadeliğiyle albümde en çok ön plana çıkan ; yalnızca iki sazla bu çok sesliliğin ve derin duygu bütünlüğünün sağlanmış olmasıydı belki de…Şüphesiz bu da Hasret Gültekin’in başarısıydı…

1488896_247275285436714_2114662856_n

1920542_269090999921809_1747257709_n 1964778_269090786588497_688603403_n 1964999_269090966588479_1172576844_n 1014412_269091019921807_890551718_n 1609692_269090876588488_682304465_n 1779729_269090789921830_67809166_n 1796452_269090799921829_2143778654_n

Necla Saygılı – Derman Sendedir (Gundo)

Hasret Gültekin’in , yolu Madımak’tan geçmeden önce çalıştığı son albümlerden biri olan ‘Necla Saygılı-Derman Sendedir’ albümü…Hasret Gültekin bu albümün yönetmenliğini üstlenmiş ve albümde sazları , şelpeleri çalmıştır.Grup bağlamalarda Erdal Akkaya’nın da eşlik ederek renk kattığı bir çalışma.Aynı zamanda albümdeki ‘Suçum’ isimli eserin söz ve müziği,’Gelin Canlar’ isimli eserin müziği,’Sonumuz Ölümdür’isimli eserinse derlemesi Hasret Gültekin’e ait…

1526609_249757985188444_877279407_n

Hasret Gültekin & Efkari

z3

Hasret Gültekin & Nazım Tanca – Mayısın Gülleri – Kızılkale

z23 z22

Hasret Gültekin & Aşık Ali Nurşani – Sen Sebep Oldun

z8

 

 

Çeyrek Asırlık Çınar : Hasret Gültekin

Batının Devrim ateşiyle çalkalandığı günlere rastlar ‘Geleceğin Bağlama Devrimcisi’nin doğumu.Doğuda Bir küçük mezrada.
Aynı zamanda gurbetin de yoksulluğu esir almaya başladığı yıllardır bu yıllar.O yöredeki bir çok aile gibi Gültekin ailesi de nasibini almıştır gurbetten.Baba Gültekin gurbette alır oğlunun doğum haberini…
‘Şükrü Hasret’ konur adı.Dedesinin adıdır ‘Şükrü’.Lakin bilenler ‘Hasret’adıyla bilecektir onu gelecekte…

Çocukluk zamanları ‘İstanbul’da geçer Hasret’in.Müzik ona doğuştan verilmiş bir güç gibidir ; öyle ki 6 yaşında başlar tellere vurmaya ve çok sürmeden üretmeye…Müzik her zaman için her şeyden daha önemlidir O’nun iç dünyasında.Okul,çevre hatta ‘müzik’ dışında akla gelebilecek hemen her şey ikinci plandadır.Kadıköy Anadolu Lisesi’ni yarıda bırakmak zorunda kalmasının temelinde de yine aynı sebep yatmaktadır.Onun için sık sık okuldan kaçıp yanına gittiği Haydar Acar’dan Deli Derviş’i dinlemek daha önemlidir.Böyle yoğurur kendini adım adım böyle geliştirir ve yine o dönem üretir birbirinden önemli eserleri. . .’Dağlar atamadım sevdamı,Bak ne hale gelmişim senin elinden,Suçum ‘ ve dahası…
Bir bir birikir öğrendikleri gönül kabında ve dolup taşanları paylaşma vakti gelmiştir artık.1987 yılında henüz 16 yaşında -bize erken ona ise geç bile kalınmış gelen bir yaşta- ‘Gün Olaydı’ albümüyle ‘Merhaba!’ der dinleyenlerine , bugünkü Hasret sevdalılarına.Yine aynı gün albümü çıkan Lütfü Gültekin’le tesadüfler bir araya getirir yollarını ve sağlam bir dostluğun da temeli atılır o gün. Aynı yıl ilk resitalini de verir , aşar aşılması zor basamakları.Ertesi yıl 1988’de üç müzisyen dostunun daha yer aldığı ‘Dostlar Muhabbeti’ albümünün yönetmenliğini üstlenir ve sazlarını çalar.Diğer sanatçıların albümlerini yönetme serüveninin de başladığı bir süreçtir bu.Devamı yine özellikle de Almanya’daki ‘NetSes’ firması bünyesinde önemli ozanlara ve daha birçok sanatçıya çaldığı albümlerle gelecektir yolu Madımak’tan geçtiği güne dek.
Haydar Acar’dan Talip Özkan’a ,Musa Eroğlu’ndan Arif Sağ’a birçok ustadan etkilenip onlardan öğrendikleriyle yaratsa da müzikal kimliğini ; onu yalnız bağlama kalıbına sokmak hiç şüphesiz ona karşı yapılan bir haksızlık olur.Tardan kabak kemaneye,davula,zurnaya değin sihirli elleri değmemiş bir enstrüman yok gibidir.
Yine onu yalnız ‘müzik adamı’ başlığı altında değerlendirmek de ona haksızlık etmektir.Çünkü o her şeyden evvel bir ‘fikir adamı’dır.Bilim adamlarının bilimle yaptığını o müziğiyle yapar çoğu zaman.İnsanların eşit , özgür ve kardeşçe yaşaması ilkesi hayat felsefesidir Onun.’Kimse diğerinden daha üstün değildir ve -doğarken seçemediği-etnik kimliğinden ötürü yargılanamaz’ fikrini taşır benliğinde.

Çalışmaları ve yaşamı da insana , hayata , doğaya ; sevgisinin,saygısının en önemli kanıtıdır.Kürt dili ve müziğinin söylenmesinin yasak olduğu bir dönemde ince zekâsıyla bu yasağı delip Newroz serisini hazırlaması da yine bu sevginin,saygının,fikir adamı olmanın bir ürünüdür.

Bu çalışmalarıyla birbirine yakın bir süreçte hazırladığı ikinci solo albümü ‘Gece ile Gündüz Arasında’ ise Onun bugün gönüllerde ‘Bağlama Devrimcisi’ olarak anılmasına vesile olan bir yeniliği beraberinde getirir…Kopuzun ,ruzbanın icadı kadar eski olan el ile çalma tekniğine farklı bir boyut kazandırıp albümdeki deyişleri bu teknikle sunar,o döneme dek eşine pek rastlanmayan tezene bırakma cesaretini de yine Hasret gösterir tereddüt etmeden.Sonraki süreçte ise ‘Şelpe’ tekniğinin daha çok üstüne gider ve daha önceleri Zülfü Livaneli ve Arif Sağ’ın da denemeler yaptığı bağlama klavyesinde sistematik şelpe çalmaya büyük katkılar sunar.O yaşta biri biri için ancak dile kolaydır Hasret için söylenenler.Hollanda Kültür Bakanlığı’nın daveti üzerine gittiği ‘Genç Türküler’ festivalinde Türkiye’yi temsil etmesi de yine o yaşta biri için eşi rastlanılmamışlıklardan biridir.

1991 yılı ise kendi tabiriyle ‘ilerici müzik’ adını verdiği müziğinin zirvesi olan ‘Rüzgarın Kanatları’nı dinleyicilerine sunduğu dönemdir.Albüm ; Hasret’in ilerici müziğinin yanı sıra ‘Derman Sendedir, Çeke Çeke,Yaralı Ceylan’ gibi eserlere yaptığı yeni düzenleme ve introlardan,ezgilerde kullanılmış çok sesliliğe,yıllardır alışılagelmiş deyiş yapısını ; deyişlerin ana hatlarını ,özünü bozmadan batı müziği ve ritmleriyle bir araya getirmesine dek halk müziği adına bir ‘Devrim’ niteliği taşır ki bugün dahi benzerine zor rastlanır bir çalışmadır bu.

O artık yaşına yönelik tabuları çoktan yıkmıştır yaptığı ve yapmakta olduğu birbirinden önemli çalışmalarla.Arif Sağ’dan Emekçi’ye birçok ustanın yer aldığı 1992 yılı yapımı ‘Türküler Yalan Söylemez’ albümünde ustalarla beraber yer alması ya da o güne dek ancak kulislerde ve özel sohbetlerde bir araya geldiği Musa Eroğlu gibi ustalarla aynı sahneyi paylaşmaya başlaması özellikle de ustaların gözünde Hasret’in bu kulvarda rüştünü ispat etmesinin en önemli göstergesidir.

Avrupada ve Türkiye’de verdiği sayısız konserlerin birbirini izlediği , yeni albümü ‘Enel Hakk’ın çalışmalarına başladığı bir dönemde Pir Sultan Abdal şenlikleri için gittiği Sivas’ta Madımak Oteli’nin yobaz güruhu tarafından kundaklanması sonucu beraberindeki diğer 32 aydınla 2 Temmuz 1993 günü çeyrek asırlık ömrüne sığdırdığı sayısız çalışma ve ‘Yaşasaydı : …’ diye başlayan bir yığın cevapsız soruyla beraber ışıklar arasında ebediyete yürümüştür. 

Hasret’le

* Sezer ASLAN *