Galeriler

Hasret Gültekin 1 Mayıs

Ne güzeldir Mayıs’ta can bulmak. Devrimle doğmak yine aynı devrimle yürümek ebediyete. Pir Sultan ruhuyla, yüreğiyle meyletmek bağlamaya. Haksızlığa karşı isyanını onunla dillendirmek. Ne onurlucadır, Madımak’tan kurtulabilmek varken kalıp saatlerce insanları kurtarmanın yolunu aramak. Işık olmak sonsuza.Türkü olmak, Devrim olmak, Hasret olmak. Ne güzeldir.
Şah perdeye bastığı parmakla, ezgi olup aktığı ırmakla ve 22 yıla dünyaları sığdırmakla gönüllerimizi fetheden Çeyrek Asırlık Çınar Hasret’im İyi ki doğdun… 01.05.1971 – ∞ ♫ ♫

Hasret Gültekin & Tamda Alışmışken

( Hollanda Konserinden )

Tam da alışmışken, sıcacık gülücüğüne,
Sebiler haykırırken, çığlık çığlığa,
Hüzün niye, bu ağlamaklı,
Hasret kalmak, kahrolmak niye ?

Tam da alışmışken, parlayan gözlerine,
Mutluluk yansıtırken, ışık ışığa,
Nefret niye, bu karamsarlık,
İsyan etmek, dargınlık niye?

Hasret Gültekin Açış & Elmaların Yongası & Gel Benim Derdime Bir Derman Eyle

Gel benim derdime bir derman eyle
Alemler derdine derman olansın
Özümün hükmüne bir ferman eyle
Alemler hükmüne ferman olansın

Bir ismin Haydar`dır, bir ismin Ali
Hak Murtaza dedi sana ya Veli
Cihanın ahiri hem de evveli
Velayet mülküne sultan olansın

Pir Sultan Abdal`ım, meydanda merdim
Her ner`ye baktımsa yarimi gördüm
Seherde tesbihim evradım virdim
Garip gönüllere mihman olansın

Ne Dediler – Urum Ulaş Özdemir

“Hasret’le Hasbıhâl

Hasret Gültekin’i, lise dönemimde gece gündüz piyasaya çıkan kasetleri toplayıp Express dergisine müzik yazıları yazmaya başladığım yıllarda keşfetmiştim. O zamanlar, bir yandan kendi yörem Maraş’ta amatörce derlemeler yapıyor, diğer yandan Alevi müziğine dair geleneksel icraları öğrenmeye çalışıyordum. Tam bu sırada, yöremizde ruzba adıyla anılan iki telli curayı dedelerin icralarından anlamaya çalışırken, Hasret ilk solo albümünde yer alan ”Karasaban” adlı eserinin sonunda ruzba sesine rastlamak benim için büyük bir sürprizdi. O dönemde Hasret’i dinledikçe, araştırdıkça ve tanıdıkça, müziğe dair benzer dertleri onun da genç yaşta edindiğini düşünmüş, onu hiçbir zaman tanımasam da, derdime ortak, hep bir haldaş olarak görmüştüm.
1993 yılında, Maraş’ta bir lokalde açık televizyonda Madımak katliamını duyduğumda, hayatımda hiçbir zaman unutmayacağım bir acı ve öfke içimde birikti. O lokalin tuvaletine girip uzun bir süre ağladığımı hâlâ hatırlıyorum. Hasret’in adını televizyonda duyduğumda hissettiğim duyguyu açıklamak mümkün değil. Onca kayıtlarını dinleyip, yüzyüze tanışmasam da dostluğunu hep yanımda hissettiğim genç ustayı, vahşi bir katliamda kaybetmek, bu dünyanın adaletine denebilecek tüm kötü sözleri hakediyordu. Bu katliamda sadece Hasret’i değil, yukarıda bahsettiğim ruzbanın bir başka ustası Nesimi Çimen ve diğer canları da yitirirken, kültürel mirasımıza vahşice saldıran bu zihniyete karşı bir ömür savaşmamız gerekeceğini acıyla öğrenmiştim.
Yıllar içinde gelişen ve sağlamlaşan Hasret sevgisi, birçok dostu tanımama vesile oldu. Bunlardan en önemlisi, aynı yöreden geldiğimizi tanıştıktan yıllar sonra öğrendiğim Mustafa Kılçık yoldaşım oldu. Sivas olayları yaşandıktan birkaç yıl sonra İstanbul’da tanıştığımızda ikimizi birbirimize çeken tek şey, Hasret’ten öğrendiğimiz bağlama tavrını sürdürmeye yönelik ilgimizdi. Daha sonra Abuzer Karakoç başta olmak üzere Hasret’in eşlik ettiği sayısız albümü konuşmuştuk. O tanışma, sürekli çantamda taşıdığım ‘’Alvar Deyişleri’’ albümünü Mustafa’ya hediye etmemle pekişti. Hasret sevgisiyle başlayan ilişkimiz bugünlere kadar sapasağlam geldi.
Hasret’e dair yazılacak o kadar çok söz var ki, bunları anlatmaya sayfalar ve zaman yetmez. Diğer yandan bunları yazmaktan çok o duyguyu çalmaya çalışmak belki de daha derin yaralar açıyor, ama Hasret’in bize bıraktığı ses evrenini ölümsüz kılmaya da vesile oluyor. Eğer Hasret yaşasaydı ve bugünleri birlikte görseydik, o yazılamayacak kadar çok sözü kendisiyle hep konuşurduk, çalardık diye düşünmüşümdür. Elbette herkesin kendine has bir Hasret hissiyatı, anlatısı vardır; benimkisi onunla hasbıhâl eden türden bir ilişki. Ne yaşam, ne de ölüm onu bitirmiyor.”

* Ulaş Özdemir *

Urum Ulaş Özdedir Hasret Gültekin